16 Nisan 2026 tarihinde İranlı yazar ve sosyolog Shahzedeh N. İgual, Batı medyasının İran’a karşı sergilediği tutumu eleştirerek, bu yaklaşımın uzun bir süre boyunca “tek taraflı ve manipülatif” bir çerçevede şekillendiğini vurguladı. İgual, özellikle seçilmiş aktörler ve marjinal söylemler aracılığıyla adeta bir “zihin mühendisliği” yürütüldüğünü ifade etti. 35 yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşayan ve eserlerini Türkçe kaleme alan İgual, ABD/İsrail-İran gerginliği sırasında Batı medyasındaki İran algısını AA muhabirine değerlendirdi.
İgual, Batı’da İran hakkında yorum yapan bazı grupların ülkeye dair doğrudan deneyimlerinin bulunmadığını belirterek, “Batı’nın İranlıların ne yapması gerektiğine karar vermesi bekleniyor. İran’a bir kez bile gitmemiş, ancak Farsça konuşabilen bazı gruplar, Batı’da İran’a dair karar verilmesini talep ediyor.” dedi.
Zihin mühendisliği konusunda Batı’nın İran’a yönelik politikalarının “rejim karşıtı bir ses oluşturma” çabası üzerine yoğunlaştığını dile getiren İgual, bu yaklaşımda asıl hedefin tek bir kişi ya da sistem değil, birlik ruhu olduğunu ifade etti. “Batı bloğu güçlü bir rejim karşıtı ses oluşturmaya çalışıyor. Bunun kime karşı olduğu önemli değil; rejime karşı olması yeterli. Hollywood ve Batı dizilerinde sürekli olarak teröristler, kaçakçılar ve suçlular bu coğrafyadan gösteriliyor.” şeklinde konuştu.
İgual, Batı medyasının İran diasporasını da belirli bir perspektiften sunduğunu savundu ve algı yönetiminin bu süreçte büyük rol oynadığını belirtti. “Yurt dışında yaşayan muhalifler arasından en uç ve provokatif sesler seçilip öne çıkarılıyor. Bu durum, tüm diasporanın bu şekildeymiş gibi bir izlenim oluşturuyor. Aynı şey İran için de geçerli; İran tarihi, sosyolojisi ve politikasıyla birlikte adeta bir ‘İran mühendisliği’ yürütülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.
İran’a uygulanan yaptırımlara da değinen İgual, bu politikaların doğrudan halkı etkilediğini ifade etti. “İran’a 47 yıldır ambargo uygulanıyor ve bunu uygulayan ülke Amerika. Bu aynı Amerika, İran halkını özgürleştireceğini iddia ediyor. Ancak ambargolar, yöneticilerden ziyade halkı eziyor. 47 yıldır halkı zorlayan bir anlayışın özgürlük getirmesi de tartışmalıdır.” dedi.
İgual, İran diasporasının farklı gruplardan oluştuğunu vurguladı ve bu çeşitliliğin Batı medyasında yeterince temsil edilmediğini belirtti. “Diaspora içinde monarşistler, seküler demokratlar, ekonomik nedenlerle göç edenler, sert rejim karşıtları ve apolitik kesimler var. Ancak özellikle Batı ile temas halinde olan ve kendini seküler demokrat olarak tanımlayan bazı gruplar, muhalefet kimlikleri üzerinden öne çıkıyor. Bu durum, onlara bir görünürlük ve statü alanı sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Son savaştaki gelişmeleri değerlendirirken, öne çıkan diaspora figürlerinin medya görünürlüğünün bilinçli bir şekilde artırıldığını belirtti. “İran-ABD/İsrail çatışmasında öne çıkan diasporaya yönelik ciddi bir medya desteği bulunuyor. Bu seslerin gür çıkanları özenle seçilerek dünya kamuoyuna sunuluyor.” dedi.
Son olarak, Batı merkezli bazı medya kuruluşlarının İran’a yönelik yayın politikalarını eleştiren İgual, bu platformların uzun bir süredir belirli bir söylemi yaydığını ileri sürdü. “İran’a karşı başlatılan savaşın bir medya boyutu da var.” diyerek sözlerini tamamladı.